2 Kasım 2007 Cuma

Allah'ın Varlığı Ispatlanabilir mi?


1998 yılında, dönemin bir nevi öğrenciler arası tartışma platformu olan BUCES'te din forumunda bir tartışma üzerine yazmış olduğum yazı... Gençlikten gelme basit bir ifade tarzı olsa da, içerdiği hakikatlar yüzünden hala kıymetini koruduğu kanaatindeyim...
-----------------------------

Şimdi dilimin döndüğünce bir çok şey yazacağım. Bunları okurken bir kaç şeye dikkat edin.

1. İman adı üstünde inanmaktır, tasdiktir ve kalple alakalı bir şeydir. Her şeye tenkit gözüyle, eleştiri maksadıyla bakarsanız kimse size 2+2'nin 4 olduğunu bile ispatlayamaz.

2. Allah zaman ve mekan hariçi olduğu için, her şeye madde gözüyle bakanlar, bilinen kanunlar dahilinde Allah'ı ispatlamaya kalkanlar yanılmış olacaklardır. (Ben bilimlerin diliyle anlatacağım. Biraz farklı şeyler.)

3. Bir şeyin ispatını okuyan bir insan, farkında olmadan karşı tarafı tutar ve kendince karşı teoriler ileri sürer. Bunlarda aşırıya kaçmayın. Olaylara objektif bakın.

4. İnanmamaya kendini şartlandırmış insan, gökte yıldızlar biraraya gelip 'La ilahe illallah' yazsa bile gene de inkar etmenin yollarını arayacak ve (kendince) bulacaktır.

5. Birşeyin ispatlanamaması veya açıklanamaması o şeyin olmadığına delil değildir. (Dünya ayı çeker. Bu herkesin kabul ettiği bir hakikattir. Ama bu çekme hadisesini şimdiye kadar kolay kolay açıklayabilen olmamıştır.{Uzay boşluksa, dünyanın aya uyguladığı kuvveti ileten aracı *iletken* madde yoksa, dünya ayı nasıl çekiyor?} Bu ya açıklanmıştır ya da açıklanacaktır. Ama bugüne kadar açıklanamamış olması olmadığının göstergesi değildir.[Dünya ayı milyonlarca yıldır çekiyor.])

6. Birşeyin ispatının eksik veya sakat olması, o şeyin olmadığını ispatlamaz.

7. Bir hakikati ispatlamak için ileri sürülen 10 delilden 1'i doğru, diğerleri sakat bile olsa, o hakikat doğrudur. Kalan 9 ispatın yanlış olması; o hakikatin doğruluğunu etkilemez.

8. Yokluğu ispat varlığı ispattan çok daha zordur. Hele hele belli sınırlarla kısıtlanmamış, kayıt altına alınmamış bir yokluğu ispat imkansızdır. Yokluğun ispatında mekan ve zaman belirtilmemesi durumunda tüm mekanın(kainatın) ve tüm zamanın(ezelden ebede) baştan sona taranması ve araştırılması gerekir. Üstüne üstlük de olmadığı iddia edilen zat, zaman ve mekan hariçiyse, böyle bir ispat imkansızın da ötesindedir. Oysa en saçma bir şeyin varlığını ispatlayan, şahitlik eden 10 kişi çıksa, 1 tane örneğini gösterseler; aksını söyleyen 10.000 kişiye tercih edilirler.

9. Ateistlerin büyük bir çoğunluğu Allah'ın varlığını sadece görmezden gelir. Olmadığını kendince ispat etmiş, ve buna hakkıyla inanan ateistler tüm ateistlerin %1'ını dahi oluşturmaz.

10. Yazacağım şeyleri hiçbir kaynaga başvurmadan yazacağım. Mantığa uymayan şeyler varsa büyük ihtimalle benim mantıksızlığımdır.

Neyse. Gelelim meseleye.
Önce.

İnkar niçin var?:
İnsanlar nefislerine uymaya eğimlidirler. Allah'ın yasakladığı çok şeyi yapmak, yapın dediklerini de yapmamak nefsin özelliğidir.
Ayrıca insanlarda kendini temize çıkarma huyu vardır. Çok az insan hata yaptığını kabul eder ve insanların büyük çoğunluğu suç işleyince yaptıklarının suç olmadığını ispatlamaya çalışır (gerek kendisine, gerekse dışarıya karşı). Yoksa insandaki vicdan mekanizması insanı rahat bırakmaz.

Yani:
Kötü birşey yapan, ya vicdan azabı çekecek, ya duygularını görmezlikten gelecek, ya da yaptığının kötü olmadığını ispatlamayı deneyecektir.
Günah işleyen, ve bu konuda kendine hakim olamayan bir insan da önce yaptığının günah olmadığına kendini inandırır. Sonra onun günah olduğunu söyleyen Kur'anı, sonra da Kur'anı indiren Allah'ı inkar eder.

Bu şekilde belki vicdanen rahatlar, ama, inançsızlık yüzünden hayatta mutlu olamaz. Huzur nedir bilemez. Ölüm onu ve tüm sevdilerini idam eden bir cellada dönüşür. Başına gelen hastalıklar, dertler; dayanak noktası olmadığı için, hayatını zehir eder. Tevekkülü de olamayacağı için devamlı yaşayacağı stress vs. de cabası.
İşin esas acıklı yanı da, ahirette inkar ettiği şeylerin hakikat olduğunu görünce yaşayacağı ebedi hüsran.

Şimdi gelelim ispat meselesine.

Öncelikle. Allah'ın varlığı kainattaki en büyük hakikattir. Ve belki de ispat gerektirmeyen tek hakikattir. Kainatın varlığı bile inkar edilebilir. Ama Allah'ın varlığı asla.

Soru: "Madem bu kadar açık bir hakikat. Neden herkes göremiyor?"
Cevap: (Bir karanlık olmadığı müddetçe) Sonsuz ışığa maruz kalan biri, ışığı göremez. Allah'ın varlığı tüm kainatı kaplayan bir nur(ışık)dur. Aksine işaret eden birşey (karanlık) olamadığı için herkes göremiyor.

Gelelim delillere.

Allah'ın varlığını ispatlayan 3 büyük hakikat vardır.

1. Kainat
2. Kur'an
3. Hz. Muhammed(SAV)

Kur'anın hak olduğunu kabul eden, Peygamberi (SAV) ve Allah'ın varlığını da kabul etmek zorunda kalır.
Aynı şekilde, Peygamber'in (SAV) hak olduğunu kabul eden, Kur'anı ve Allah'ın varlığını da kabul etmek zorunda kalır. * 3.Şık biraz farkli. Allah'ın VARLIĞI Kur'an ve peygambere (SAV) delil değildir. (Allah'ın SIFATLARI Kur'an ve Peygamber'e (SAV), daha doğrusu kitap ve risalete delildir.) Bu yüzden Allah'ı kabul edip de Peygamberi ve Kur'anı inkar edenler olabilir. Bu da ayrıca incelenecek bir mevzu.*

Sıradan gidelim.

1.Kainatın Allah'ın Varlığına Delil Olması:

1. Kainat sonsuza dek varolmayacaktir:
Termodinamik okuyanlar bilir. Kainatta düzensizliğe doğru bir gidiş vardır.(Max. düzensizlik prensibi.) Hiçbirşey kendiliğinden, dışardan bir kuvvet uygulanmadan düzene doğru gitmez.(Tepenin üstünden bırakılan bilyenin kendiliğinden aşağıya yuvarlanması, ama tekrar kendiliğinden yukarıya çıkamaması gibi.)

Ayrıca. Kainatın toplam enerjisi sabittir (Enerjinin korunumu kanunu). Ama Potansiyel Enerji devamlı olarak Kinetik Enerjiye dönüşmekte, ve her seferinde enerjinin bir kısmı ısıya dönüşmektedir. (Kainatın mutlak ısısı 3K civarındadır. (-270 C)

Bir gün bu düzensizlik maksimuma gelecek, bütün potansiyel enerji kinetik enerjiye, o da ısıya dönüşmüş olacak, ve sonuçta kainatın her yerindeki ısı (ısı alışverişlerinin tamamen sona ermesinden sonra) belli bir noktada sabitlenecek, kainatta is yapabilecek kinetik enerji kalmayacak ve tüm kainatta hayat duracaktır.

2. Kainatın bir başlangıcı vardır:
SONSUZA DEK varolamayacağına göre, kainat SONSUZDAN BERİ varolsaydı, şimdiye dek kainattaki tüm faaliyetin durmuş olması lazımdı. Bu olmadığına göre kainatın belli bir başlangıcı vardır. Ayrıca Hubble Teleskopundan sonra tüm bilim dünyası kainatın başlangıcı olduğunu kabullenmiştir. Artık nasıl başladığı hususunu tartışmaktalar. (Milyarlarca ışık yılı öncesini görmek, kainatın milyarlarca yıl önceki halini görmektir. Çünkü 1 milyar ışık yılı öteden ulaşan ışıklar ışık gelen yerin milyar yıl önceki halinin yaydığı ışıktır.)

3. Hiçbirşey kendi kendine oluşmaz:
Hele hele kainat gibi muazzam büyüklükte bir şeyin, kendiliğinden sıfırdan başlayarak, tesadüflerle oluşup bugüne geldiğini kabul etmek; kainattaki mükemmel sanatı ve düzeni görmezlikten gelmektir.

4. Hayat:
Hayat öyle harikulade birşeydir ki. Parçalardan oluşmamıştır. Kompleks birşey değildir. 1 veya 0 gibi bir şeydir. Yani evrimleşebilecek bir şey değildir. Canlılar için evrim ortaya atılabilir ama, hayatın evrimleşmiş olması saçmadır. Maddenin kendi kendine oluştuğunu farzetsek bile, hayatın nasıl ortaya çıktığına dair mantıklı bir açıklama getirebilmekten aciziz.

5. Atom:
Atom cansız bir parçacıktır. Mesela bir H atomunu ele alalım. Her canlının vücudunda bulunan bir atomdur. Ve bütün H atomları birbirinin aynıdır.(Izotoplar var demeyin, 1 1H'i kastediyorum.) Bir su molekülü içinde yer alan bir H atomu, o su molekülünü hangi canlı içine alırsa alsın, H atomunu da kendi vücudunda herhangi biryerde, herhangi bir görevde kullanacaktır.

Şimdi.
Ya o H atomunun aklı, şuuru olacak. Ve girdiği her canlıda yaptığı, yapabileceği tüm farklı görevleri bilecek kadar büyük bir kapasiteye sahip olacak.(ki dünya büyüklüğünde bir hafıza ister, atom boyutunda değil.)
YA DA:
Girdiği heryerde onu çalıştıran, neyi nasıl yapacağını bildiren bir ZAT var. (DNA RNA da demeyin, zira onlar da cansız atomlardan oluşan atom yığınları sadece.) (Öylesine gezip tozup da is görüyorlar da demeyin. Bütün canlılarda görülen düzen ve mükemmelik tesadüfi dolaşan atomların işi olamaz.)

6. Düzen:
Kainatta her şeyde bir düzen göze çarpıyor. Ve gariptir, kainatta kendi halinde olan herşey düzensizliğe doğru gidiyor. O zaman bu kurulu olan mükemmel düzen, nasıl oluştu?
100 adam biraraya gelip bir is yapmaya kalksa, başlarında bir yönetici olmadığı takdirde her kafadan bir ses çıkacak, ve en basit bir işi bile yapamayacaklardır.
Nasıl oluyor da, insanın vücudundaki 120 trilyon hücre, kafa kafaya veriyor da uyum içerisinde çalışıyor? Biri diğerinin ihtiyacına cevap veriyor. Mükemmel bir işbölümü yapıyorlar ve herşey mükemmel işliyor. (Herşey hiyerarşik bir şekilde işliyor. Hücreler içindeki herşeyi DNA, hücreleri de beyin yönetiyor vs. demeyin. DNA da, hücreler de, beyin de dahil tüm insan vücudu, 70 çeşit atomdan oluşan ve herbiri birbirinin aynı olan trilyarlarca atomdan oluşmuş atom yığınları çünkü.

7. Mükemmellik:
Kainatta herşeyde bir mükemmelik göze çarpar. En basitinden elinizi ele alın. (garip bi ifade oldu ama idare edin artık. :) ) ve düşünün.
Basparmağınız diğer 4 parmağınızla aynı boyda olsaydı, en basitinden günümüzdeki gelişmelerin %1'i bile olamayacaktı. Çünkü hiç bir aleti doğru düzgün kavrayıp kullanamayacaktınız. Tırnaklarınızın ne ise yaradığını düşünün. Parmak derilerinizdeki kıvrımları, bükümleri düşünün. Olmasalardı parmaklarınızı bükemeyecektiniz. Deri diye birşeyin olmadığını düşünün. Tüm sinirleriniz açıkta olacaklardı. Acıdan hiçbir şeye dokunamayacaktınız. Parmak kemiklerinizin eklemli oluşunu düşünün. Çubuk gibi olmamalarının ne kadar güzel olduğunu düşünün. Derinizin kendi kendini tamir etmesini düşünün. Derinizin selpak mendil gibi yumuşak, veya beton gibi sert olmamasını düşünün.

Ne kadar düşünürseniz düşünün. Su an olandan daha mükemmelini bulamayacaksınız. Ve İmam Gazali'nin demiş olduğu "Leyse fil imkanı ebda'u mimma kane" - "Kainatta mevcut şeylerin daha güzelinin, daha mükemmelinin olması imkan dahilinde değildir." sözünü zoraki tasdik edeceksiniz.

Kısaca: Kainatta baktığınız herşey size Allah'ı gösterecektir.
Tüm kainatın, İsra süresinde geçen: "Yusebbihu lehu ma fissemavati vel ard" - "Yerlerde ve göklerde olan ne varsa O'nü teşbih eder" ayetini lisan-ı halleriyle okuduğunu göreceksiniz. (Bir de eski bir söz vardır. "Görene, köre ne" diye. Gözleri kör olanlara değil sözüm.)

8. Şartların Oluşması:
Bir şeyin varlığını sürdürebilmesi için 100 şart lazımsa; bunların 1 tanesinin bile olmaması o şeyin sonunu getirmeye yeter (misal: havasız kalan insan). Öyleyse, Kainatta varlığı belli şartlara bağlı olan herşey için (yani varolan herşey için) ya o şartlar bir anda oluşmuş olacak. Ya da şartlar da varlıklarla paralel olarak evrimleşecek. Biri az ileri veya geri gitse olmaz. Bu ise tesadüfen olması imkansız olan birşeydir.

...

2. KUR'AN:

Bir eser düşünün...

* Zamanımızdan 1400 sene önce yazılmış olacak ve 1400 sene boyunca tüm dünyada bilimdeki tüm gelişmelere rağmen, bilimle çakışan tek noktası olmayacak. Bilimle çakıştığı tüm noktalarda da bilim yanılmış olacak.

* Bilimin yeni yeni keşfettiği hakikatlari (uzayın her an genişlemekte olduğu, güneşin kendi etrafında dönmekte olduğu, güneşin ve ayın kendi yörüngelerinde akıp gitmekte oldukları, denizler arasında bir çeşit perde olduğu ve o perdenin iki denizin birbirine karışmasını engellediği, embriyonun geçirdiği evreleri, vs.) 1400 sene önce yazmış olsun.

* Şimdiye kadar her asırda milyonlarca insan tarafından okunmuş, okunagelmiş olsun; her asırda o devrin insanına, hem halka hem de elit tabakaya hitap etsin.

* Her müfessirin kendi anladıklarını yazdığı ve herbiri ciltler tutan 30.000 adet tefsiri olsun.

* 600 sayfa olmasına ve hiç anlamadıkları dilde olmasına rağmen, 7 yaşındaki çocuklar tarafından bile kolayca ezberlenebilsin, ve yüzbinlerce insanın hafızasında bulunsun.

* Ortaya koymuş olduğu sistemi uygulayan devrinin insanları, 20 yıl içinde dünyanın en büyük 2 devletini dize getirmiş olsun.

* Mükemmel bir belagatı olsun, ve asırlarca "Fe'tu bi suretin min mislihi"-"Bir süresinin benzerini getirin" ayeti ile insanlara meydan okumasına ve milyonlarca muhalifi bulunmasına rağmen bir süresinin bile benzeri yazılamamış olsun.

* İnsanlarin kendi dilleriyle, kullandıkları kelimelerle yazılmış olsun. Ama insan sözüne benzemesin. (Siz mealini okuyup da, bu insan sözüne benziyor diyebilirsiniz. Ama benim hiç duymadığım bir ayeti Arapça 1000 tane güzel söz arasına koysanız, ben ayetin hangisi olduğunu ayırt edebilirim sanıyorum. Çünkü Kur'anın ayetleri cam parçaları arasındaki elmaslar gibi parlıyor. Mücevherin kıymetini kuyumcu bilir misali, gören göz de farkını çok rahat anlayabiliyor.)

* O devrin insanlarına duydukları zaman "Ma haza kelamul beşer"-"Bu insan sözü değil" dedirtsin ve bir kısmının sadece bir ayeti duymaları iman etmelerine yetsin.

* Ve bu eserin hak olduğuna her şeyleri ile şahitlik eden başta Hz. Muhammed (SAV) olmak üzere milyarlarca insan olsun .

...

3. Hz. MUHAMMED (SAV)

Bir insan düşünün...

* Bir başına, hiç bir yardımcısı olmadan 23 senede dünyanın en büyük inkılabını yapsın. Tek başına o devrin vahşi insanları arasında, onların inandıklarının tam zıddı bir sistemle ortaya çıksın; aradan geçen 23 senede en büyük düşmanlarına (Ebu Süfyan, Ikrime, Süheyl vs.) varıncaya kadar muhatap olan tüm insanlar eninde sonunda doğruluğunu kabul edip önünde diz çöksünler.

* Kendi çocuklarını diri diri toprağa gömecek kadar vahşi insanları; kendisinden sonraki asırların medeniyet önderleri olacak insanlar haline getirsin. O insanlardaki içki, zina, yalan vs. tüm kötü huyları merhamet, yumuşaklık, doğruluk, dürüstlük, çalışkanlık vs. gibi güzel huylarla değiştirmiş olsun.

* 1 kişi başladığı bu davada vefat ederken 120.000 sahabi bırakmış olsun.

* Ve geride bıraktığı insanlar onun izinden giderek, çok değil 20 sene içinde dünyanın en büyük 2 devletini, Bizans ve İran'ı dize getirip haraca bağlasınlar.

* Bu kadar büyük bir inkılap yapmış olduğu halde, yaşadığı sürece tüm savaşlar dahil 500 kişi (beşyüz) dahi kayıp vermemiş olsun.

* Her zaman doğruluğuyla tanınmış olsun ve bütün insanların takdir ettiği mükemmel bir ahlaka sahip olsun.

* En büyük kahinlerin bile dediklerinin ancak %5'i tutarken onun "Gelecekte şunlar şunlar olacak" dediği şeyler sırasıyla olsun ve zamanın haksız çıkardıgı birşey dememiş olsun.

* Binlerce insanın şahitliği ile yüzlerce mucize göstermiş olsun. (Aslında en büyük mucizesi Kur'an ve bizatihi kendi zatıdır.)

* Felsefenin binlerce yıldır cevaplamaya çalıştığı "Nerden geldik, Niçin varız, nereye gideceğiz" gibi soruları mükemmel bir şekilde cevaplamış olsun.

* Yaşadığı şahsi hayatını inceleyen bilim adamları TIP açısından mükemmeliğine şahitlik etsin.

* Yaşadığı devir Asr-ı Saadet diye adlandırılmış olsun ve devrindeki insanlar günümüzün sosyoloji ve psikoloji bilginlerini hayran bırakacak bir hayat yaşamış olsunlar.

* Yerleştirmiş olduğu adalet sistemini inceleyen insaflı hukukçular ekonomik sistemi inceleyen insaflı ekonomistler hayran kalsınlar.

* Ve bütün bunları tek kişi olarak başlayıp 23 sene içinde tamamlamış olsun.

* Kur'an gibi muhteşem bir eser peygamberliğine şahitlik etsin.

* Başta devrinde yaşayan ashabı, milyarlarca insan peygamberliğine şahitlik etmiş olsun.

==========================================================

Hem kainattaki herşey "Allah vardır, birdir, herşeye kudreti yeter" diye haykırsın.
Hem Kur'anın hem de Peygamber'in(SAV) en büyük davaları "Allah'tan başka ilah yoktur." olsun.
(Bu durumda ikisinin de hak olduğuna şahitlik eden deliller Allah'ın varlığına delildir.)

Ve Müslümanından, Hristiyanindan, Musevisine dünyada en az 5 milyar insan bu hakikati kabul etsin.

Ve mantığı olan biri de varlığına bu kadar delil olan Allah'ın varlığını inkar etsin. Ve Allah'ın varlığı ispatlanamaz desin.

Ben de diyeyim ki bu kadar şeyden sonra biri çıkıp bana Allah'ın olmadığını ispatlasın.

--------------------------------------------------------------------------

Burada en başta yazdığım bir şeyi tekrar hatırlatayım.

Bir hakikatı ispatlamak için ileri sürülen 10 delilden 1'i doğru, diğerleri sakat bile olsa, o hakikat doğrudur. Kalan 9 ispatın yanlış olması; o hakikatin doğruluğunu etkilemez.
Burdaki delillerden biri hariç tamamı çürütülebilse, o biri dahi tek başına Allah'ın varlığına delildir. Değişen birşey olmaz.

*** Copyright (c) 16.3.98 21:50 YST ***